Osmanlı sonrası Cumhuriyet ve yaşanan değişimler





Osmanlı sonrası toplumsal değişiklik ve dönüşümler hakkında ciltlerce kitaplar, yüzlerce makaleler yazılmıştır şu zamana kadar. Kimisi Cumhuriyeti modern ve yenilikçi tarafından ele alıp kendi fikir yapısına göre övmüş, kimisi ise tarihi mirasa olan bağlılığına dayanarak Cumhuriyet ile birlikte gelen yeni yönetim tarzını yerden yere vurmuştur.
Fakat gerçek şu ki, Cumhuriyetin gelişi ile birlikte Anadolu topraklarında büyük değişimler olmuş, insanlar, toplumun düşünce ve fikir yapısı, yaşam tarzı ciddi bir dönüşüm ve değişim ile karşı karşıya kalmıştır. Özellikle toplumun geleneksel ve tarihsel ruhunun bu yeniliklerle birlikte gayet yozlaştırıldığı gözlemlenebilir. Batı'yı örnek almış bir yönetim tarzı ile bu tür değişimlerin olması gayet doğal bir hal alıyor, zira bugün Batı toplumunu gözlemlediğimizde dini yaşam ile, hırıstiyanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan bir nesilin yetiştiği, tam tersine, bu tür özelliklerle yetişen insanların gerizekalı ve/ya gerici olarak damgalandıkları bir gerçektir.
Yani örnek aldığımız Avrupa toplumunda dinine bağlı yetişmiş insan bulmak gerçektende zor. Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra da, Batı kültürünü benimsemiş bir toplumun yetiştirilmek istendiği yine bir gerçektir.
Zira 1923'den sonra getirilen bir takım yasaklar, bir takım kurallar ile tamamen dinsiz bir toplum yetiştirmeye çalışan bir yönetim tarzını çok net bir şekilde gözlemleyebiliriz.
Biraz daha geriye gittiğimizde ise 1836'lardan sonra (-ki Tanzimat dönemi denir bu döneme) Osmanlı toplumunun gittikçe karıştığı, Batıya duyulan özentinin toplumda bir çok çalkantıları beraberinde getirdiği aşikardır. Hatırlatmakta yarar görüyorum ki, 1808'den 1839'a kadar Osmanlı Padişahlığını üstlenmiş 2. Mahmud halk tarafından 'Gavur Sultan' olarak tanımlanmış ve ilk kez Osmanlı Devleti tarihinde bir padişah böyle bir yakıştırmaya layık görülmüştür. Bu dönüm noktasından itibaren Batı'ya duyulan ilgi Osmanlı toplumunu adeta kendi kültürü ve mirasından uzaklaştırmış ve sonucunda ise 1923 sonrası bir Cumhuriyet dönemi ve yönetim felsefesi gelişmiştir.
Böyle bir yazıyı kaleme almayı neden gerek gördüm? Kısa bir zaman önce Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın mezarlığının bulunduğu mekanı- bir başka adıyla Anıtkabir'i izleme fırsatı buldum. Karşılaştığım manzara bir müslüman ülkesinin vatandaşı olarak aslında biraz ürpertici idi. Niye mi? Bir kabirden bahsediyoruz. Bu kabir Türkiye Devleti'nin kurucusu olarak tanımlanan, müslüman bir ülkenin ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın kabri. Ve hiç bir dini motifin burada bulunmadığını gözlemlemek mümkün idi. Tam da burada bir denklem aklıma geldi, Osmanlı ile Cumhuriyet'in farkını ortaya koymak için. Osmanlı devlet adamlarının kabirlerini ziyarete gittiğinizde bir dini, manevi havaya gireceksinizdir. Zira burası bir türbedir. Bir çok insanın bu türbelere girip ibadet ettiklerini de görebileceksiniz. Mezar taşlarında ayetler yazar, en azından ziyaretçilerden birer Fatiha dilenir. Fakat bu durum Anıtkabir ile karşılaştırıldığında Osmanlı ile günümüz Türkiye'nin arasında ne kadar uçurum kadar büyük bir farkın olduğunu böylece müşahede edeceksiniz. Zira bu sefer bir türbeye değil, adeta Yunan mitolojisinin efsanevi tanrıçalarının anıtlarının bulunduğu ulaşılması zahmet isteyen, etrafı mozaiklerle dolu bir alana ulaşıyor, ardından bir merhale daha yükselerek adeta (haşa) en 'ulu'ya gidermişcesine bir anıta giriyor ve mozalelerle süslenmiş mermer bir taşın altındaki 'Atatürk' anıtına ulaşıyorsunuz.
Bu bir devrimdir. Bu bir kökten değişimdir. Bu bir yozlaşmanın en büyük göstergesidir. Bu batının bize dayattığı seküler, maneviyattan uzak hayatın ta kendisidir. Ve tam da, adeta ülke olarak hayatımızı adadığımız, onun fikirlerini önder ve öncü olarak belirlediğimiz bir şahsın mezarlığında bu gerçekleri gözlemleyebilmek, nasıl bir yolda olduğumuzu bize gösteren ve ifade eden bir gerçektir.
Umarım ki bundan sonra bir takım dayatmaları ve ezberlendirilmiş 'gerçekler'in üzerinde bir kez daha üzerinde düşünür ve ona göre fikirlerimizi belirleyebiliriz.


Ahmed Said

Beliebte Posts aus diesem Blog

Gastbeitrag: Musul ve Kerkük'ü kim satti?

Türkei: Abstimmung über Verfassungsreform

11.000 Folteropfer in Syrien!